|
Tweet |
Eskidendi çok eskiden...
İSMAİL AKYILDIRIM
Atatürk, Enver Paşa tarafından Sofya'ya askeri ataşe olarak gönderilir.
Bulgaristan henüz 5 yıllık bir ülkedir.
Üzgündür Atatürk İstanbul'dan gittiği için.
Bir pastane vardır Sofya'da.
Diplomatik erkan genel olarak o pastanede kahvaltı yapmaktadır.
Atatürk de orada yapar kahvaltısını.
Bir sabah bir köylü girer pastaneye.
Bohçası vardır yanında, bırakır bir masanın yanına,oturur...
Bir garson gelir, köylü süt ve kek ister.
Garson ise köylünün pastaneden ayrılmasını ister.
İtiraz eder köylü...
Birkaç garson daha gelip tekrarlarlar dışarı çıkmasını.
Köylü öfkelenir ve bağırmaya başlar...
Senin sattığın sütü ben üretiyorum!
Senin sattığın pasta, börek, çöreğin ununu ben üretiyorum!
Peynirini, yoğurdunu ben üretip veriyorum!
Pastana koyduğun meyveyi ben üretiyorum
ve sen benim ürettiklerimi bana vermiyorsun öyle mi?
Hayır çıkmıyorum! Ve... kahvaltımı burada yapacağım der...
Herkes suspus olur.
Köylünün istedikleri masasına gelir,
Kahvaltısını yapar ve bir miktar parayı masaya fırlatarak çıkar ve gider...
Tüm her şeyi izler Atatürk.
Küçük kareli not defterine şu notu düşer. ...
Bir gün benim köylüm de bu köylü gibi olursa millet olduk demektir,
der ve ekler... "Köylü milletin efendisidir"
***
Birazcık düşünürsek,
Eldeki inek icralık,
Bulgur da son çuvalın ağzı açıldı,
Traktöre haciz geldi, gelecek,
Arpa, yulaf para etmiyor,
Mazota zam bu işlerin ağa babası,
Hayvancılık şinanay da yavrum şinanay şarkısıyla tempo tutuyor,
Besici çaresiz!
Efendilik mi dediniz?