escort izmit | izmit escort | kocaeli escort | escort kocaeli | kocaeli escort

escort bayan bursa elit escort bayan görükle escort vip escort bayan eve gelen escort otele escort sınırsız escort bayan Altıparmak Escort Bayan Eskort Bayan Escort Bursa Bayan Escort Bursa Escort Bursa Escort Bayan Escort Bayan Escort Bursa Eve Gelen Escort Gemlik Escort Görükle Escort İnegöl Escort Karacabey Escort Kumla Escort Masöz Escort Mudanya Escort Nilüfer Escort Osmangazi Escort Otele Gelen Escort Rus Escort Sınırsız Escort Travesti Escort Ukraynalı Bayan Escort Yıldırım Escort
Bugun...


Ali Galip AKYILDIRIM

facebook-paylas
ÇİN MODELİ ÜZERİNE
Tarih: 05-12-2021 22:31:00 Güncelleme: 05-12-2021 22:31:00


ÇİN MODELİ ÜZERİNE

 
ALİ GALİP AKYILDIRIM
 
1949 yılında komünist devrimi gerçekleştirerek Çin’in başına gelen Mao Zedung, ülkedeki ekonomik gelişimin hızını yavaş bulmaktadır. Bu nedenle, 1958 yılında, en hırslı politikası olan ve Çin’i 15 yılda batılı devletlerin endüstriyel seviyelerine taşıyacağını düşündüğü “İleriye Doğru Büyük Sıçrama” adlı projesini hayata geçirdi.
 
1958 yılında uygulanmaya başlanan bu genel politikanın bir altı “tarım politikaları” ile ilgilidir. Tarımı geliştirebilmek amacıyla hükümet dört zararlı canlı türünün, tarıma zarar verdikleri gerekçesiyle, soyunun kurutulması projesiydi.
 
Hükümet ve danışmanların emriyle tarımın gelişmesi için karasinek, sivrisinek, fare ve serçelerin yok edilmesi kararı verildi.
 
Projenin hayata geçirilmesiyle “Serçelere Hücum Hareketi” veya “Serçelerin Soyunu Tüketme Hareketi” adı altında Çin halkı, diğer zararlı kabul edilen türlerle beraber, yaklaşık iki yıl boyunca ülkede buldukları tüm serçeleri öldürerek yok ettiler.
 
1960 baharı geldiğinde tarlaları zararlı böceklerin bastığını, ekili alanların böcekler tarafından yok edildiğini yaşayarak gördüler.
 
Çin lideri Mao danışmanları tarafından yanıltıldığını ve verilen kararın ne kadar büyük hatalara neden olduğunu anladı. Çünkü öldürülen serçelerin böcekleri yiyerek aslında faydalı olduğunu öğrenmişti.
 
Öldürülen iki milyar serçeden sonra Mao serçeleri 'düşmanlar' listesinden çıkardı.
 
Fakat artık çok geçti
 
Çünkü ülkede zararlı böcekleri yemesi beklenen serçelerin soyları neredeyse tükenmişti.
 
Ekolojinin alt üst olması ve tarlaların zarar görmesiyle üç yıl sürecek Büyük Kıtlık başladı.
 
Halk perişandı. Acil destekleme kararları aldılar ve ülke genelinde özellikle de kıtlığın daha ağır geçtiği bölgelerde önlemlerin alınmasını istedi.
 
Tüm danışmanları sadakatle (!) “tamam” diyerek sözde işin takipçisi oldular. Çünkü hiç birisi kıtlık olan bölgeler gitmeyip orada ki hükümet görevlilerinden bilgi alıyorlardı. Kıtlık bölgelerinde ki hükümet görevlileri de başarısız duruma düşmemek için “her şeyin yolunda olduğunu, halkın gayet rahat geçindiğini, herhangi bir açlığın söz konusu olmadığını” rapor ediyorlardı.
 
Mao ülkesinde işlerin yolunda gittiğini düşündükçe ülke genelinde sadece açlıktan ölen 20 milyon Çinliden habersizdi.
 
Ta ki yabancı ülke temsilcilerinin “halkın açlıktan ölüyor” telgrafları çekerek milyonlarca Çinlinin öldüğünü söylemesine kadar...
 
Mao zaman kaybetmeden kendisine söylenen bölgelere ziyaretler düzenleyip acı gerçeği gözleriyle görünce bir kez daha aldatılmayı içine sindiremedi.
 
Kendisini yanıltan danışmanların akıbetini yazmaya gerek yok!
 
Yaşanmış bu ibretlik olayın her devlet adamının mutlaka bilmesi gerekmektedir.
 
Çünkü hiçbir şey ne raporlarda yazıldığı gibidir ne de vicdansız danışmanların ve bürokratların anlattığı gibidir.
 
İsterim ki şu zor günlerde ülkeyi yöneten liderin ülke gerçeklerini gözleriyle görmesidir.
 
Yandaş medyada yer alan haberlerin hiçbirinin doğruyu yansıtmadığını,
 
Gerçekte yaşananların artık dayanılmaz hal aldığını, insanlarımızın büyük bir kısmının açlıkla karşı karşıya kaldığını görmekteyiz.
 
Şu an sefalet içine olan halkımızın zor kış şartları altında yaşam mücadelesi verdiklerini biliyoruz.
 
Temel ihtiyaçların her gün zamlandığı, alım gücünün neredeyse kalmadığı bu şartlarda halkımız giderek fakirleşmektedir.
 
Esnafın bittiğini, işsizliğin patladığını, İnsanların evine bir ekmek dahi götüremediğini gözleriyle görmesi gerekmektedir.
 
Bakın halkımız neleri konuşuyor?
 
Halkımız kaynatacağı tencereyi konuşuyor.
 
Halkımız tarlada kalan ürününü konuşuyor.
 
Halkımız bankaların gırtlağına nasıl bastığını konuşuyor.
 
Halkımız elektrik, gaz faturalarını nasıl ödeyeceğini konuşuyor.
 
Halkımız 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 3500 lirayı geçtiğini konuşuyor.
 
Halkımız yoksulluk sınırının 10 bin lirayı aştığını konuşuyor
 
Halkımız her gün eriyen maaşını düşünüyor.
 
Halkımız ülkemizi insanının dörtte üçünün sefalette terk edildiğini konuşuyor.
 
Halımız pazaryerinden arta kalan artıkları toplayıp çocuklarını doyurmaya çalışanları konuşuyor.
 
Halkımız son nefesini verirken bile hala dünyanın en zalim vergilerini ödediğini konuşuyor.
 
Ben ülkeyi yöneten liderin, gazeteler tarafından, o gazetelerin beslediği köşe yazarları tarafından, danışmanları tarafından, bürokratları tarafından aldatıldığını düşünüyorum.
 

Unutulmamalıdır ki “dalgalar en çok yaladıkları duvarı yıkar.”





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI