escort izmit | izmit escort | kocaeli escort | escort kocaeli | kocaeli escort

escort bayan bursa elit escort bayan görükle escort vip escort bayan eve gelen escort otele escort sınırsız escort bayan Altıparmak Escort Bayan Eskort Bayan Escort Bursa Bayan Escort Bursa Escort Bursa Escort Bayan Escort Bayan Escort Bursa Eve Gelen Escort Gemlik Escort Görükle Escort İnegöl Escort Karacabey Escort Kumla Escort Masöz Escort Mudanya Escort Nilüfer Escort Osmangazi Escort Otele Gelen Escort Rus Escort Sınırsız Escort Travesti Escort Ukraynalı Bayan Escort Yıldırım Escort
Bugun...


Ali Galip AKYILDIRIM

facebook-paylas
ATATÜRK’Ü YEDİ DÜVEL YENEMEDİ…
Tarih: 07-11-2021 23:32:00 Güncelleme: 07-11-2021 23:32:00


ATATÜRK’Ü YEDİ DÜVEL YENEMEDİ…
 
Ali Galip Akyıldırım
 
Son yıllarda ne kadar emperyalizminin işbirlikçisi varsa hemen hemen her gün bir veya bir kaçı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e en ağır şekilde saldırmaktadırlar.
 
İstedikleri kadar saldırsınlar. Tarihin kimi nereye neden koyduğuna bakmak lazım!
 
Bir Torlakon öğretisi der ki: "Mücevherse ürettiğim, elden ele taşınıp gerdanlara asılacaktır. Gübre ise ürettiğim, el değmeden taşınıp mezbeleye basılacaktır."
 
Şimdi gelelim asıl konumuza..
 
Mustafa Kemal Diyor ki “Tarih bir milletin kanını, hakkını varlığını hiçbir zaman inkâr edemez” Biz de diyoruz ki; “İşte bu millet Türk milletidir.”
 
Aynı zaman da tarih bir milleti küllerinden yeniden yaratan bir lideri de hiçbir zaman inkâr edemez. İnkâr edilmeyecek o liderin, o önderin adı Mustafa Kemal’dir.
 
Geçmişi bir hatırlayalım Mustafa Kemal’in neden yenilemeyeceğine bir göz atalım.
 
Yıl, 13 Kasım 1918 İstanbul işgal altında…
 
Minarelerden ezan yerine bir ulusun feryat figanı göklere yükseliyordu.
 
Gemilerini karadan yürütüp İstanbul’u fetheden o kutlu komutanın başkentinde düşmanın savaş gemileri demirlemiş, namlularını padişahın sarayına çevirmişlerdi.
 
Evliyalar şehri İstanbul utancından ağlıyordu…
 
İstanbul Fatihi Sultan Mehmet mezarında acı çekiyordu. O aziz ruhu bu işgali kabullenemezdi…
 
İstanbul Fatihinin Kutlu komutanı Fatih Sultan Mehmet mezarında acı çekiyordu.
 
O aziz ruhu bu olanları kabullenemiyordu.
 
Vaziyet bu durumdayken Mustafa Kemal Osmanlı hükümeti tarafından İstanbul’a çağrıldı.
 
13 Ekim 1918 günü, Adana treninden inip de Haydarpaşa Rıhtımına ayak basınca karşılaştığı manzara şudur: 55 düşman gemisi, zafer bayraklarını açarak İstanbul Limanı'na girmektedirler. Bütün karşı sahiller Rumların, Yahudilerin, Levantenlerin sarhoş çığlıkları ve palikarya naraları ile çınlamaktadır.
 
Bu manzara karşısında kılı bile kıpırdamadan yanındakilere : "Geldikleri gibi giderler!" dedi.
 
Sadece İstanbul mu? Hayır, yurdun dört bir yanı işgal altındaydı.
 
Fransızlar; “Adana benim” diyordu.
 
İngilizler; “Urfa, Maraş, Antep bizim” diyordu.
 
Yunan İzmir’e çıkmış zafer ilan ediyordu.
 
Antalya’ya, Konya’ya İtalyanlar el koymuştu.
 
Samsun’da İngilizler cirit atıyor, Ermeni ve Rumlar Türk’ü arkadan vuruyorlardı. Irak ve Filistin’i İngiliz almış, Suriye, Lübnan Fransız’a kalmış. İngiliz bayrağı yürekleri dağlarken, evliyalar şehri İstanbul için için kan ağlıyordu.
 
Kafasında sürekli Anadolu'ya geçme hayalleri kurarken, bir yandan İstanbul'daki temaslarını sürdüren Mustafa Kemal, Şişli'deki evinde görüştüğü Albay İsmet Bey'e, bu düşüncesini, ''Hiç bir sıfat ve salahiyet sahibi olmaksızın Anadolu'ya geçmek ve orada ulusu uyandırarak, kurtulma çarelerini aramak için en uygun mıntıka ve beni bu mıntıkaya götürecek en kolay yol neresi olabilir?'' diye açtı.
 
Harbiye Nezareti'nde görevli olan İsmet Bey'den, ''Yollar çok, mıntıkalar çok'' karşılığını aldı.
 
Sanki Fatih Sultan Mehmet’in vasiyeti gibiydi Mustafa Kemal’in Samsun'a çıkması. Yeni bir zafer yazması…
 
Boz kalpağını çıkarmış, rütbelerini sökmüş iman ve inançla Bandırma Vapuruna binmişti.
 
Altın sarısı saçları geminin güvertesinde uçuşuyordu Anadolu’ya doğru. Özgürlük meşalesi tutuşmuştu Samsun’da.
 
Bu ateş dalga dalga yayılıyordu yurdun dört bir yanına.
 
Zulmün sonu gelmişti artık.
 
Bir vatan parçalanmak istenirken
 
Bir millet yok edilmek istenirken,
 
Bir millet kan ağlıyorken,
 
O millet Mustafa Kemal’in önderliğinde son Türk toprağını korumak için gözünü kırpmadan ölüme koştular.
 
Evet, bir millet uyanıyordu!
 
Bu öyle bir uyanıştı; Türk’ün dünkü uşakları nasıl bir ateşin üstüne bastıklarının farkında bile değillerdi.
 
Özgürlük meşalesi tutuşmuştu Samsun’da.
 
Bu ateş dalga dalga yayılıyordu yurdun dört bir yanına.
 
Zulmün sonu gelmişti artık.
 
Bir millet yeniden uyanıyordu.
 
Emperyalizm Mustafa Kemal önderliğinde Türk milletinin önünde diz çökmüştü. Ezilmişliğe başkaldırının sembolüydü Mustafa Kemal. Mazlum milletler onun izinden gidiyordu yeniden doğmak için.
 
Nitekim bütün gemiler “geldikleri gibi gittiler”. Hem de şanlı ordumuzu ve milletimizi selamlayarak…
 
İtilaf Devletlerinin zafer sarhoşu çığlıkları ise ebediyen sustu…
 
Bizim coşkuyla bayram yaptığımız günlerde; kuyruk acısı olan emperyalist güçler ve onların işbirlikçileri gözyaşı döker Atatürk’e saldırırlar. Annesine dil uzatırlar. Bir ulusun yeniden tarih sayfasında şanla şerefle yer almasını kabullenemezler.
 
Bunlar istedikleri kadar milli günlerimiz de, 10 Kasımlarda, yayınladıkları afişlerde, konuşmalarında Mustafa Kemal’ yer vermesinler. O ilkeleri ve devrimleriyle her Türk vatandaşının ruhunda yaşıyor ve yaşamaya devam edecektir.
 
Mustafa Kemal bir milletin kendi içinden inanarak, güvenerek çıkardığı bir önderdir. Düşünceleri, kendisine “Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıyım” diyen herkese yol göstermiştir göstermeye devam edecektir.
 
Yazımı cumhuriyet gazetesinden Erdal Atabek’in bir yazısında yer alan paragrafıyla bitirmek istiyorum.
 
Anlaşılıyor mu, din adına her türlü sahtekârlığı yapıp halkı kandıran bezirgânlar?
 
Anlaşılıyor mu Atatürk’ü ordan burdan çekiştirenler.
 
Atatürk’ü yenemiyorsunuz efendiler.
 
Yattığı yerden sizi yeniyor.
 
Vesselam...”
 
Unutmadan hatırlatayım dedim; Atatürk’ün heykellerini birer birer kaldırmak, adını verildiği yerlerden silmek Atatürk’ü yenmek değildir. Aksine daha çok ete kemiğe büründürmektir.
 
Bir kez daha 2021’in 10 Kasım'ında, bizlere bu cennet vatanı armağan eden, insan olmanın onurunu yaşatan, bağımsızlığın tadını bizlere yaşatan Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmet ve şükranla anıyorum.




FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI