escort izmit | izmit escort | kocaeli escort | escort kocaeli | kocaeli escort

escort bayan bursa elit escort bayan görükle escort vip escort bayan eve gelen escort otele escort sınırsız escort bayan Altıparmak Escort Bayan Eskort Bayan Escort Bursa Bayan Escort Bursa Escort Bursa Escort Bayan Escort Bayan Escort Bursa Eve Gelen Escort Gemlik Escort Görükle Escort İnegöl Escort Karacabey Escort Kumla Escort Masöz Escort Mudanya Escort Nilüfer Escort Osmangazi Escort Otele Gelen Escort Rus Escort Sınırsız Escort Travesti Escort Ukraynalı Bayan Escort Yıldırım Escort
Bugun...


Ali Galip AKYILDIRIM

facebook-paylas
BANA ESKİ TÜRKİYE’Mİ GERİ VERİN!
Tarih: 15-11-2021 23:56:00 Güncelleme: 15-11-2021 23:56:00


BANA ESKİ TÜRKİYE’Mİ GERİ VERİN!
 
Ali Galip Akyıldırım
 
Yeni Türkiye’de artık ne sofralarımızda Tanrı misafirleri var ne de rüyalarımıza uğrayan melekler...
 
Ne kapımızı çalan yoğurtçu ne de elinde güğüm ile gezen sütçü...
 
Ne de sevincimizi, kederimizi paylaştığımız komşularımız...
 
Hepimiz dört duvar arasında kaderimize teslim olmuş bir şekilde yaşıyoruz.
 
Bizim nesil ahlak yönünden, insanlık yönünden, namus yönünden çok zengin bir Türkiye bıraktı yeni nesillere.
 
Bu değerler yetmemiş olacak ki,
 
Bizim bıraktığımız Türkiye beğenilmedi. “Eski Türkiye” denildi.
 
Eleştirildi, yerden yere vuruldu.
 
Biz mahallemiz de kimin Türk, kimin Kürt, kimin Alevi, kimin Sünni olduğunu bilmezdik.
 
Nihayetinde hepimiz insandık ve birbirimizi seviyorduk.
 
Bizim Eski Türkiye’miz de insanlar bu kadar birbirine düşman olmaz, birbirinin aşına ekmeğine göz koymazdı.
 
Türk, Kürt, Alevi, Sünni ayrımı olmaksızın acıda-sevinçte, varlıkta-yoklukta ortaktık.
 
Bu ülke insanlarının geliri de yediği, içtiği de birbirine yakındı. Yoksulduk ama güvendeydik.
 
Sağ göz sol göze bu kadar düşman edilmemişti.
 
Benim Eski Türkiye’m de, biz bize benzerdik.
 
Düşlerimiz güzelliklerden yana, hayallerimiz insandan yanaydı.
 
Bizim Eski Türkiye’miz de siyaset “genetik” değildi.
 
İşçinin çocuğu da köylünün çocuğu da ülkeyi yönetmeye talipti.
 
Bizim Eski Türkiye de her birey kanunlar önünde eşitti. Bir yere gelmek için liyakat aranırdı, referans değil…
 
Eski Türkiye de hiçbir Belediye Başkanı “Kimse kadrom garanti diye düşünmesin. Benim liderime oy vermeyenleri kadrodan çıkarıp eskisi gibi işsiz yapmak benim namus borcumdur.” Demezdi, diyemezdi.
 
Eski Türkiye’de insanları ekmek sahibi yapmak namus meselesiydi, aç bırakmak değil!
 
Bizim Eski Türkiye’miz de insanlar gazetecilerin önünde, önünü iliklerdi, kalemlerini satmadıkları için. Hakkı ve hakikati yazdıkları için.
 
Bundan dolayı kalemlerini kırdılar ama o gazetecileri satın alamadılar. Herkesin ve her kesimin gazetecisi oldular.
 
Memleketin en ücra köyünde bir vatandaşımız öldürülse ülkemizin insanı ona üzülürdü. İnsanın bir değeri vardı. Her şey yaşatmaktan yanaydı.
 
Her genç eşit şartlarda askerliğini yapardı. Askerlik paralı değildi. Vatan borcuydu.
 
Milli duygularımız vardı bizim Eski Türkiye de.
 
Dini duygularımız, dine saygı vardı. Din siyasette kullanılmazdı.
 
Siyaset okullara, camiye, kışlaya girmezdi.
 
Küçüklerimiz sever ve onları korurduk. Bütün mahalle halkı çocukların anası babası gibiydi. Bir çocuğun kılına zarar gelmezdi.
 
Eski Türkiye de hakkımız olmayan bir şeye elimizi uzatmazdık. Kimseden makam mevki dilenmezdik. Kimsenin aşına ekmeğine göz koymazdık. Çıkarlarımız için kimseyi satmazdık.
 
Rüşveti alanı da vereni de kınardık. Herkes işini yapardı.
 
Herkes çalışarak, çabalayarak kazanmaya çalışır, liyakati doğrultusunda makam ve mevkie gelirlerdi.
 
Bizim eski Türkiye’miz de politikacıların ağzı bu kadar bozuk değildi.
 
Her genç, aileye gurur kaynağı olmak için gayret sarf ederdi… Onurumuz vardı, şahsi onurumuzu her şeyin üzerinde tutardık, zedelenmesine izin vermezdik.
 
Ailenin onuru, Milli onur, korunması gereken önceliklerimizdi…
 
Eski Türkiye’mizde her vatandaşın Atatürk’e bir minnet borcu vardı.
 
Kutsallarımız vardı, üzerine titrerdik. Bayrağımız, kutsal kitabımız, şerefle yaptığımız askerliğimiz… Vatanımız... Ordumuz…
 
Biz böyle değildik vatan sevgisinde, vatanın bir çakıl taşına bile bin canın feda edecek insanlarımız vardı. Her sabah söz verirdik milletimize, andımızı içerek.
 
Eski Türkiye de bu kadar borçlu değildik. Bankalara esir değildik.
 
Üniversite mezunları işsiz değildi.
 
Sınavlar adilce yapılırdı.
 
Bizim Eski Türkiye de Adalet mülkün temeliydi.
 
Bizim Eski Türkiye de kadın-erkek eşitti ve ikisi de insandı. Hem kariyer yaparlardı hem çocuk doğururlardı.
 
Bizim Eski Türkiye de insanlar Allah’ın önünde eğilirdi, kulların değil.
 
Bizim Eski Türkiye de , “Yurtta barış, dünya da barış” isteği vardı.
 
Bizim Eski Türkiye de ,”savaşlar cinayet” olarak görülürdü.
 
Yeni Türkiye de öyle bir hale geldik ki,
 
Ya tarafsın ya da bertarafsın…
 
Kendisinden olamayan ağzı ile kuş tutsa nafile,
 
Kimse birbirine dost olarak, arkadaş olarak bakamıyor.
 
Sevgiyi, saygıyı, insani değerlerimizi kaybettik.
 
Yeni Türkiye de en önemlisi de insanlık ayağa düştü.
 
Kalkamıyor!
 
Bizim bildiğimiz namus borcu insanları ekmek sahibi yapmaktı, aç bırakmak değildi!
 
Şimdi kendi kendime soruyorum.
 
Yeni Türkiye'de ne değişti hayatımızda?
 
Hangi güzellikler ruhumuzu, bedenimizi sardı?
 
Hangi kardeşlik duyguları ile yaşıyoruz?
 
Kadınlarımız, kızlarımız yalnız başına dolmuşa bile binemez hale geldiler.
 
Hunharca cinayetler, gelir dağılımında ki adaletsizlik,
 
Dil, din, cins, ırk ayrımcılığı had safhada.
 
Sağ göz sol göze düşman olmuş.
 
Eskiden birbirine merhaba diyen dostlar birbirlerine diş biliyorlar.
 
Düşeni kaldırmak yerine bir tekmede üstüne vuruluyor.
 
Para için, makam için her şey mubah sayılıyor.
 
Milli ve manevi değerlerimiz ayaklar altında sürünüyor.
 
Ne değişti hayatımız da? “Yeni Türkiye’de”
 
Makam, mevki ve çıkar için ruhunu bile satan insanlardan başka bir şey kalmadı elimizde...
 
Yoğun bakımda gibiyiz,
 
Ne olacağımızı bilemiyoruz.
 
Bundan dolayı diyorum ki;
 
Bana eski Türkiye’mi geri verin!
 
“Yeni Türkiye” sizin olsun!




FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI