escort izmit | izmit escort | kocaeli escort | escort kocaeli | kocaeli escort

escort bayan bursa elit escort bayan görükle escort vip escort bayan eve gelen escort otele escort sınırsız escort bayan Altıparmak Escort Bayan Eskort Bayan Escort Bursa Bayan Escort Bursa Escort Bursa Escort Bayan Escort Bayan Escort Bursa Eve Gelen Escort Gemlik Escort Görükle Escort İnegöl Escort Karacabey Escort Kumla Escort Masöz Escort Mudanya Escort Nilüfer Escort Osmangazi Escort Otele Gelen Escort Rus Escort Sınırsız Escort Travesti Escort Ukraynalı Bayan Escort Yıldırım Escort
Bugun...


Ali Galip AKYILDIRIM

facebook-paylas
VERİLER YALANDI YOKSULLUK GERÇEKTİ
Tarih: 12-11-2021 22:56:00 Güncelleme: 12-11-2021 22:56:00


VERİLER YALANDI YOKSULLUK GERÇEKTİ
 
Ali Galip AKYILDIRIM
 
Son 19 yıldır tüm ekonomik veriler doğru yansıtılsaydı, gereceklerin üstü örtülmeseydi bugün yaşanan sıkıntılar belki de yaşanmayacaktı.
 
Vatandaş doğal olarak ülke gidişatı hakkında doğru bilgilendirilmek ister.
 
Oysaki vatandaşımız 19 yıldır güllük ve gülistanlık bir ülkede yaşadıklarına inandırıldılar. Sırf bu yüzden “açız, geçinemiyoruz” diyen insanlar muhalefet yapıyor diye dışlandılar ya da kimsenin umurunda olmadılar. Bunların sesi de kısmen yapılan sosyal yardımlarla kesildi.
 
Medya o korkunç gücüyle her gün yalancı cennetin reklamlarını yaptı.
 
Bunu yapan gazete patronları, genel yayın yönetmenleri ve gazeteciler şarap dolu mahzenlerde yıllanmış şaraplarını içerken aldıkları ihaleleri ve aslan paylarının tadını çıkarmakla meşguldüler.
 
Gazeteleri ve yazarları coşkuyu verdikçe patronlarda ne kadar dindar olduklarını göstermek için sırf Cuma Namazı için günü birlik Mekke’ye gidip gece dönerek iyi bir Müslüman olduklarını da şarap kokulu ağızlarıyla ispatlamaya çalışıyorlardı.
 
İktidarın uyguladığı çarpık ekonomik politikalar yüzünden, gelir dağılımında ki adaletsizlik her geçen gün büyüyor, zengin ile yoksul arasındaki uçurum genişliyor, ihaleciler “milletin orasına burasına koyacağını” açık açık söylüyordu… Onlar “milletin orasına burasına koydukça” kömür ve makarna yardımına mahkûm olanların sayısı hızla artıyordu. Ama nasıl olsa kömür, makarna ve bulgur dağıtımı devam edip hayır dualar alınıyordu.
 
Kâğıt üzerinde istatistik rakamları ile oynayarak enflasyonu indirenler, kişi başı milli geliri 8 bin dolara indirenler, ortadaki acı gerçeği ne yazık ki ısrarla saklıyorlardı.
 
Ülkedeki her dört kişiden üçü yoksulluk sınırının altında, her iki kişiden biri ise açlık sınırının altında hayatını sürdürmeye çabalarken yetkililer ve medya ısrarla bunları görmemezlikten gelmeye devam ediyordu.
 
Milletin çoğunluğu açlığın ve yokluğun pençesi altında kıvranırken, iktidara yaslanarak yolunu bulan krema tayfası servetine servet katmaya devam ediyordu.
 
Bu yağlı ballı tabaka, ramazan aylarında seçkinlere yedi yıldızlı iftar sofraları kurdurdular. Vatandaş içinde ellerinde ki belediyeler aracılığıyla garip gurebeya iftar çadırlarında çorba dağıtılıyordu. Halktan yana gözükmek isteyen siyasetçi tayfası arada bir bu çadırlarda halkla birlikte çorba içiyor ve şirin gözüküyordu. Göz boyuyorlardı.
 
Neyse yıllar yılları kovaladı bu seçkin tabaka asla doymadı. Yandaş medya hiçbir zaman halkın sorunlarını yansıtmadı, gerçekleri göstermedi.
 
Ülkede satılması gereken ne varsa satıldı, para yapacak ne varsa paraya çevrildi.
 
Yurt içi ve yurt dışı krediler kullanıldı. Ama o tabaka doymak nedir bilmiyordu.
 
Onlar göbeklerini büyütüp kasalarını doldurdukça vatandaş etin tadını, kuru fasulyenin tadını, nohutun şeklini bile unutmuştu. Vatandaş okula giden çocuğuna harçlık vermiyor kahrolarak kendisini yakıyor intihar ediyordu. Her dört üniversite mezunu gençten ikisi işsizlikten bunalım geçiriyordu. Devleti yönetenler “devlet size iş bulmak zorunda değil” diyorlardı.
 
Ülkenin her tarafından her gün geçim sıkıntısı nedeniyle intihar haberleri geliyor bunu da ancak birkaç gazete ya da kanal haber yapabiliyordu.
 
Evlere hacizler gelip icra daireleri dosyaları koyacak yer bulamıyordu. Karşılıksız çıkan çekler patlama yapmış esnaf ödeyemediği çekler yüzünden hapishanelere gönderilmekteydi.
 
Malum medya hala şişirmeye, ekonomiyi göklere çıkarmaya, sesini çıkaranlara meydan okumaya devam ediyordu.
 
Neyse fazla uzatmayalım adına peri masalı denilen bu şatafatlı yıllar bir virüsün dünyayı sallamasıyla ilk etkisini Türkiye ekonomisinde gösterdi
 
Deniz bitmiş kara gözükmüştü. Dolar tırmandıkça Türk parası inanılmaz değer kaybediyor halkın alım gücü düştükçe düşüyordu.
 
Geldiğimiz nokta açlık sınırının altında yaşayan halka belediyeler gıda yardımı yapmakta, elektrik faturalarını ödemekte bir nebze olsun halkın yaşama tutulmasını sağlamaktadırlar.
 
Varlıkta varlığı paylaşmayanlar yoklukta yokluğun faturasını maalesef ki yine yoksul halka kesmektedirler.
 
Ne diyelim “alma mazlumun ahını” gerisi Nuh Tufanı!




FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI