escort izmit | izmit escort | kocaeli escort | escort kocaeli

Bugun...



Canan Kaftancıoğlu yeniden CHP İstanbul İl Başkanı seçildi


facebook-paylas
Tarih: 10-02-2020 10:06

Canan Kaftancıoğlu yeniden CHP İstanbul İl Başkanı seçildi

Canan Kaftancıoğlu yeniden CHP İstanbul İl Başkanı seçildi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), “İstanbul’dan Türkiye’ye tek yön iktidar” sloganıyla Haliç Kongre Merkezi’nde 37. il kongresini gerçekleştiriyor. Kongrede, yeniden aday olan Canan Kaftancıoğlu ayrıca tek aday. Kongrede, 677 delege bulunuyor.

Kongre için merkezin açık hava etkinlik alanında 6 bin kişi kapasiteye sahip dev kompleks kuruldu. Katılımcılar, bu komplekste ağırlandı.

Kongreye Eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcıları Oğuz Kaan Salıcı, Muharrem Erkek, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP milletvekili Ali Şeker katıldı. Kongrenin yapıldığı salona bayraklar, Mustafa Kemal Atatürk ve Kılıçdaroğlu'nun fotoğrafları asıldı.

Kongrede bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları ise şöyle:

- "Demokrasinin ağır yaralar aldığını görüyoruz. Bizlere düşen bir görev var. Bireysel beklentilerin tamamen ötesine çıkmak zorundayız. Her birimize düşen fedakârlık vardır. Özveriyle yola çıktık. Başarıyı özveriyle yakalayacağız. Hiç kimse unutmasın yüzyıl önce yolumuz nasıl Mustafa Kemal'in arkadaşlarıysa bundan sonra da öyledir. Yüzyıl sonra bize yakışan cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak. Önümüzdeki süreç iktidar."

- "Sorunları iyi belirleyeceğiz ki geleceği onun üzerine inşa edebilelim. Türkiye’nin 5 temel sorunu vardır. Önce sorunları dile getireceğiz ardından sorunları dile getireceğiz. Sorunların birincisi demokrasi. Demokrasi dediğimiz olguyu kendi iş dünyamızda da oluşturmalıyız. İkinci temel sorun ise eğitimdir. Bir kuşağı yok ettiğimizin kaç kişi farkında. Bize düşen görev bunları anlatmaktır. Eğer hiçbir anne ve baba okula gönderdiği çocuğunun eğitimden memnun değilse hepimiz bunu dillendirmelidir. Üçüncü sorun dış politika. Dördüncü sorun toplumsal barış. Hiç kimsenin kimliğinden ötürü ötekileştirilmesini istemiyoruz."

- "Beşinci büyük sorunumuz ekonomi. Fazla bir şey anlatmak istemiyorum ekonomiyle ilgili. Hepimiz yaşıyoruz. İki gün önce, Hatay'da Valilik binası önünde kendisini yakan vatandaşı gördük. Çaresizliğe, kendisini yakarak, soruna dikkat çekmek isteyen bir insanın yaşadığı drama insan olan hiç kimse kayıtsız kalamaz. Üzen nedir biliyor musunuz? Hala iktidar kanadından olup, bu yakma olayını ucuz siyasi manevra olarak tanımlayan insana üzülüyorum ve bir kadın bunu söyleyen. Evlat nedir, anne-baba nedir biliyor mu acaba? Evlilikteki sorumluluğu biliyor mu acaba? Nasıl oldu da vicdanlarımız bu kadar köreldi? Nasıl oldu da kendisini yakan bir insana karşı bu kadar kayıtsız kalabildik? Nasıl oluyor da insanlığımızı unuttuk? Milli Kurtuluş Savaşı'nı veren bir toplum, nasıl olur da bugün bir akıl dağılması sürecine girer?"

- "Bu sorunları 4 ayaklı stratejiyle aşacağız: Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getireceğiz. Bu konuda kararlıyız. Kanada'da, AB'de, Güney Kore'de, Japonya'da ne varsa getireceğiz. Üniversitelerde her türlü düşünce özgürce tartışılacak. Her türlü düşüncenin özgürce tartışmak zorundayız. Büyümek, gelişmek istiyorsanız demokrasinizi geliştireceksiniz. Demokratik parlamenter sistemi yeniden inşa edeceğiz. Darbe hukukundan arınmış bir sistemden bahsediyorum."

- "İkinci ayak: Üreten Türkiye. Türkiye fabrikada, tarlada, üniversitelerde, her alanda üretim yapmalıyız. Üretimi her alanda yapmak zorundayız. Üreticinin önündeki bütün engelleri kaldırmak zorundayız. Ürettiği zaman alınterinin değerini bilecektir, saygınlık kazanacaktır. Biz dışarıdan mercimek ithal ediyorsak hepimizin oturup düşünmesi lazım. Ne gerekçeyle ithal ediyoruz? Bu iradeyi inşallah beraber inşa edeceğiz."

- "Üçüncü ayak: Güçlü bir sosyal devlet. Hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı güçlü bir sosyal devleti inşa etmek zorundayız. Aile sigortasını toplumun gündemine getiren ilk partiyiz. Aile sigortasını yeteri kadar büyük kitlelere aktarmayan partiyiz, yeteri kadar anlatamadık. Güçlü sosyal devlette hedef, kişinin doğumundan ölümüne kadar asla açlığın ve yoksulluğun olmadığı bir toplumu inşa etmek. Herkesin karnı doyacak, herkesin işi gücü olacak. İşi gücü yoksa sosyal devlet yardım edecek. Ama sosyal devlet yardım ederken onun yoksulluğunu afişe etmeyecek. Güçlü bir sosyal devleti yeniden inşa etmek zorundayız, bütün kurum ve kurallarıyla."

- "Dördüncü ayak: Sürdürülebilirlik. Bütün bu çabaları sürdürülebilir kılmanız lazım, eğer sürdürülebilir kılmazsanız, bir süre sonra devletin içten içe çürüdüğünü görürsünüz. Yaptığınız devrimlerin, çabaların bir süre sonra eskidiğini ve çürüdüğünü görürsünüz. Bunu önlemenin yolu devlette liyakat sistemini egemen kılmaktır."

- "Liyakat sisteminin egemen kılınması gerekiyor. Devlet ayrıdır, siyasi kurum ayrıdır. Siyasi partilerle devletin yapılanması arasında çok farklıdır. Bakan olmanız için iyi hâl kâğıdı ve ilkokul diploması. Devleti ayakta tutan liyakattır. Yoksa devlet içten içe çökmeye başlar. Biz neden adalet, hak, hukuk diyoruz, temel neden bu. Türkiye'nin temel sorunlarını belirleyen ve çözüm üreten tek parti CHP. Lafla peynir gemisinin yürümeyeceğini biliyoruz. Önümüzdeki süreç sadece bizim için değil Türkiye için önemlidir. Kimse yarın sabah ne olacağını bilmiyor. Geleceğe yönelik doğru dürüst bir hesap milletin önüne konulmuş değil. Bütün bunları yeniden değerlendirmek zorundayız. Bize oy versin vermesin, herkese ulaşmak zorundayız. Millet İttifakı aslında demokrasi ittifakıdır. Toplum ikiye bölünmüş durumda. Demokrasiden yana olanların ortak davranması gerekiyor."

- "Dış politikada cumhuriyetin kuruluşunda öngörülen bakış egemen olmalı. Hiçbir egemen güç ateşi elleriyle tutmak istemez, maşa tutarlar. 'Suriye'ye gir' derler. Aklı olan, dünyayı iyi okuyan, geleceği iyi okuyan birisi zaten egemen güçlerin taşeronluğunu yapmaz. Hepimize düşen görevler var. Eleştirmekten korkan insanlar var."

- "Bir fedakârlık gerekiyorsa o ilk CHP'lilere düşer. Adalet Yürüyüşü'nün her kesimden karşılığını aldık. Hedef cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmak. En çok tartışılan İBB seçimleri oldu. Bütün dünyaya 'Dikta yönetimine rağmen bu ülkenin insanları diktatörü sandıkta yendi' mesajını verdik.  Dünya siyaset tarihine bıraktığımız en önemli miras budur. Sandığa gittik ve demokrasiyi kurtardık."

- "Türkiye şu an freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyor. Kimse yarın sabah ne olacağını bilmiyor. Nasıl bir trajedi ile karşılaşacağımızı kimse bilmiyor. Yılların Devlet Planlama Teşkilatı dahi kapandı. Bize oy versin veya vermesin herkese ulaşmak zorundayız. Toplum arasında ayrıştırma, bölme gibi bir lüksümüz yok. Millet ittifakı aslında bir demokrasi ittifakıdır. Toplum ikiye bölünmüş durumda. Demokrasiden yana olanlar, tek adam rejiminden yana olanlar."

- "Yenikapı Meydanı'ndaki Büyük Kudüs Mitingi'ne de gideceğim. Filistin'de bizim devrimci gençlerin mezarları var."

İMAMOĞLU: BU BİR NORMALLEŞME DÖNEMİ

Kongrede konuşma yapan bir diğer isim olan İBB Ekrem İmamoğlu da bugün CHP'nin geleceği adına, birlik ve beraberliği adına önemli bir gün olduğunu söyledi.

İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Ama özellikle de ülkemizin geleceği adına umutlarımızın şekilleneceği önemli bir gün. Biliyorsunuz, tarihin akışının hızlandığı bazı özel zamanlar vardır. Böylesi özel zamanlarda değişmez sanılan şeyler değişmeye başlar. İnsanlar başka türlü düşünmek ve başka türlü davranmak zorunda hissederler. 31 Mart ve 23 Haziran seçimleriyle Türkiye işte böyle bir döneme girmiş durumda. Bu, Türkiye'nin siyasal hayatında bir normalleşme dönemidir. En önemlisi de vatandaşla yöneticiler arasındaki ilişkide normalleşme dönemidir. Vatandaşla eşit, açık, net ve samimi bir iletişim kurmayan, herkesi eşit ve aynı ölçüde saygın kabul etmeyen yöneticilerin devri artık kesinlikle kapanıyor. İster ülkeyi yönetsin ister şehri, ister bir bakanlığı, ister bir derneği veya kulübü… Her kademede yönetici için geçerli bu."

Türkiye'nin değiştiğini, değişim doğru ifade edildiğinde insanların bu fikir etrafında buluştuğunu, Kılıçdaroğlu'nun Haziran 2017'de Ankara'dan İstanbul'a yaptığı "Adalet Yürüyüşü"nün böyle bir eylem olduğunu anlatan İmamoğlu, şunları söyledi: 

"31 Mart yerel seçimleri sonucu oluşan tablo, Türkiye’nin dört bir yanındaki vatandaşlarımızın, 'kentte adalet' arayışının bir ifadesidir. 23 Haziran'da İstanbullular, güçlü görünenler ne yaparlarsa yapsınlar bu kadim şehirde adalet istediklerini yeniden ilan etmekle kalmadılar. Aynı zamanda, seçimde adaletsizliğe, yalana, dolana geçit vermeyeceklerini bir kez daha ve dünyanın öbür ucundan duyulacak şekilde gösterdiler. Bir kez daha diyorum ama aslında 1 kez değil, tam 806 bin kere daha gösterdiler. Sizin başardığınız gibi İstanbul’daki değişim Türkiye'yi değiştirecek ama etkisi Türkiye ile sınırlı kalmayacaktır. Türkiye’deki değişim de inanın dünyada ciddi değişikliklere vesile olacaktır. O yüzden bugün sorumluluk alacak Cumhuriyet Halk Partililer bilmelidir ki dünyadaki değişim de onların üzerinden tetiklenecektir."

'MUTLAKA GİDECEKLER'

CHP İstanbul İl Başkanlığı için yeniden aday olan Canan Kaftancıoğlu, kongrede açıklamalarda bulundu.

“Umudun olduğu yerde her zaman tek adamlar yenilmiştir" diyen Kaftancıoğlu, "İstanbul'u halka vererek yeniden 16 milyon insanın yaptınız. Biz İstanbul'da iki yıldır planladık, programladık, inandığımızı söyledik, söylediğimiz her şeyi yaptık, yapamadığımızda kıvırmadık. 16 milyon İstanbullu'ya, İstanbul'a yeniden nefes aldıran başkanımız İmamoğlu'na da teşekkür edelim. Herkesi ama herkesi teşekkür edelim. Sadece İstanbul'da değil tüm Türkiye'de aklıyla, fikriyle, tarif ettiğimiz yeni siyaset anlayışıyla tarife uyan Kılıçdaroğlu'dur. O nedenle İstanbul'da da tüm Türkiye'de de halkıyla birlikte yeni siyasetin lideri Kılıçdaroğlu'na buradan bir teşekkürü gönderelim" dedi.

"Hayali olmayan bir insanın yeni bir siyaset oluşturması mümkün mü?" diye soran Kaftancıoğlu, "Korku duvarları zaman zaman yeni bir siyaset oluşturmayı engelleyebilirim. Çocuklarımızın ellerinden hayallerini ellerinden aldılar, çocuklarımızın borcumuz var. Korkudan daha büyük duygu umut. Mutlaka gidecekler, çünkü artık biz mevsimi başladı" dedi.

Kaftancıoğlu, şöyle konuştu:

"Zulmün en katmerlisi bizde, fikir, sanat hapiste; yargıya güven sıfır. Eğitimin içi boşaltılmış. Kayyumlar sarayın iki dudağının arasında. Kanal İstanbul’u bırakın yoksullara ulaşmak için kanallar açın."

İLERİ HABER







FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

YUKARI YUKARI