|
Tweet |
30 Yıl Sonra Bir İlk: Altın ABD’yi Tahtından İndirdi
Küresel rezerv dengelerinde tarihi bir kırılma yaşandı. Yabancı merkez bankalarının altın rezervlerinin değeri 4 trilyon dolara yaklaşarak ABD Hazine tahvillerini geride bıraktı. Bu gelişme, 1990’lardan bu yana ilk kez altının resmi rezervlerde yeniden zirveye yerleştiğini gösterirken, dünya genelinde dolardan uzaklaşma eğiliminin en somut göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Küresel rezerv dengelerinde tarihi bir kırılma yaşandı. Yabancı merkez bankalarının altın rezervlerinin değeri 4 trilyon dolara yaklaşarak ABD Hazine tahvillerini geride bıraktı. Bu gelişme, 1990’lardan bu yana ilk kez altının resmi rezervlerde yeniden zirveye yerleştiğini gösterirken, dünya genelinde dolardan uzaklaşma eğiliminin en somut göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Merkez bankalarının hız kesmeyen alımları ve altın fiyatlarındaki tarihi yükseliş, yaklaşık 30 yıl sonra küresel rezerv mimarisinde yeni bir dönüm noktasını beraberinde getirdi. Uzmanlara göre bu tablo, yalnızca fiyat hareketlerinden ibaret değil; küresel güvenin yön değiştirdiğine işaret ediyor.
Dünya Altın Konseyi’nin (WGC) verilerine göre, yabancı merkez bankalarının elindeki altının toplam değeri 4 trilyon dolara yaklaşırken, yabancıların portföyündeki ABD Hazine tahvillerinin değeri yaklaşık 3,9 trilyon dolar seviyesinde kaldı. Altının ABD tahvillerini son kez geçtiği dönem 1990’lı yıllar olarak kayıtlara geçmişti.
Uzun vadeli trende bakıldığında; 1922’de altının rezervlerdeki payı yüzde 29, ABD tahvillerinin payı yüzde 23’tü. Zamanla ibre tersine döndü ve altının payı 2005’te yüzde 9’a kadar geriledi. Ancak 2011 sonrası başlayan kademeli yükselişle altın, 2020’de yeniden yüzde 20 seviyesine ulaştı. 2025 itibarıyla altının payı neredeyse dörtte bire çıkarken, tahviller yüzde 23’te kaldı.
Ekonomistler, bu değişimi dolar merkezli finansal mimariden altına doğru güçlü bir geçiş olarak yorumluyor. Jeopolitik gerilimler, yaptırım riskleri ve mali sürdürülebilirlik kaygıları, merkez bankalarını karşı taraf riski taşımayan altına yöneltiyor.
Altın fiyatları da bu eğilimi destekliyor. 2025’te jeopolitik riskler ve güvenli liman talebiyle yaklaşık yüzde 65 yükselen altın, yılı ons başına 4.500 doların üzerinde tamamladı. Bu ivme 2026’ya da taşınırken, yılın ilk haftasında fiyatlar yeniden bu seviyeleri test etti.
Dünya Altın Konseyi, 2025’te merkez bankalarının net altın alımlarının 1.000 ton seviyesinde gerçekleşmesini bekliyor. JP Morgan ise bu eğilimin 2026’da da süreceğini öngörüyor. Banka, bu yıl için merkez bankası altın alımlarını 755 ton olarak tahmin ederken, bu rakamın tarihsel ortalamanın oldukça üzerinde olduğuna dikkat çekiyor.
JP Morgan’a göre olası düşüş yapısal değil, mekanik. Altın fiyatlarının yüksek seyretmesi, hedeflenen rezerv payına ulaşmak için daha az tonajda alımı yeterli kılıyor. Buna rağmen talebin güçlü kalacağı vurgulanıyor.
Morgan Stanley ise düşen faiz beklentileri, ABD Merkez Bankası’nda olası politika değişimleri ve merkez bankaları ile fonlardan gelen talebi gerekçe göstererek, altının bu yılın son çeyreğinde ons başına 4.800 dolara ulaşabileceğini öngörüyor.
Uzmanlara göre altının yeniden rezervlerin merkezine yerleşmesi, doların küresel sistemde tek dayanak olarak artık yeterli görülmediğini ortaya koyuyor. Bu sürecin ani değil, kalıcı bir yeniden dengeleme olduğu vurgulanıyor.
KAMUDANHABER
https://www.kamudanhaber.net/30-yil-sonra-bir-ilk-altin-abdyi-tahtindan-indirdi