Şiirleri yalın, herkes tarafından anlaşılan, içten ve duygulara seslenen şiirlerdir.
Şiirlerinde, aşağıda alıntılanan düşüncesinin gereğini yerine getirmeye çalışmıştır:
Geniş halk kitlelerinin beğenisini kazanmak ...
söyleşilerinde de edebiyatın halk için anlamlı olması gereğinin önemini vurgulamıştır.
"...edebiyatın halk kitlelerine bir şeyler söylemesi lazım.
Okur-yazarları, halka doğru götüren bir edebiyat isterim, yani edebiyatın çoğunluğa hitap etmesini istiyorum.
Çoğunluk okuyup anlamalıdır, anlaması için de edebiyatta kendi meselelerinden bahsedilmesi lazım...
Bugünkü dünyada çoğunluğu fakir halk teşkil ediyor.
Demek ki edebiyat da onların edebiyatı olacaktır.
Kahramanını onun içinden seçecek, hayatını o hayatın içinden alacak ve ara sıra onun meselesinden bahsedecektir...
Bunu başarabilmenin şartlarından bir tanesi konuşulan dilden azami derecede faydalanmak suretiyle zenginleştirilmesidir,
dilin zenginleşmesini sanat-edebiyat insanlarından beklemeliyiz..."
( Orhan Veli, Edebiyat üzerine konuşma, Hoşgör Köftecisi YKY- 2012 )
Orhan Veli, bu düşüncesinin gereğini şiirlerinde ortaya koymaya çalışmıştır.
1945-1950 yılları arasında yazdığı şiirlerde halk şiirinin güzelliğini şiirlerine yansıtmıştır. 'İstanbul Türküsü' şiiri bunlardan biridir.
"İstanbul’da Boğaziçi’nde
Bir garip Orhan Veli’yim
Veli’nin oğluyum
Tarifsiz kederler içindeyim
Rumeli Hisarı’na oturmuşum
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum
İstanbul’un mermer taşları
Başıma da konuyor martı kuşları
Gözlerimden boşanır hicran yaşları
Edalım…
Senin yüzünden bu halim.
İstanbul’un orta yeri sinema
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama
El konuşurmuş, görüşürmüş bana ne
Sevdalım…
Boynuna vebalim
İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim
Bir garip Orhan Veli’yim."
Bu süreçte toplumsal sorunlara da değinen şiirler yazmaya, şiirlerinde halkın acılarını,
yoksulluğu, geniş halk kitlelerinin dertlerini anlatan şiirler yazdı. 'Kuyruklu şiir' ve 'Cevap' şiirleri,
Orhan Veli'nin yetkin ürünleri olarak bu çerçevede düşünülecek şiirleridir.
Genç yaşta yaşamını yitirmesi, edebiyatımızın çok büyük bir kaybı olarak değerlendirilmelidir.
Şiirleriyle, hep yaşayacaktır.
"Sizin için insan kardeşlerim,
Her şey sizin için;
Gece de sizin için, gündüz de;
Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;
Sizin için postacının ayağı,
Testicinin eli;
Alınlardan akan ter,
Cephelerde harcanan kurşun;
Sizin için mezarlar, mezar taşları,
Hapishaneler, kelepçeler, idam cezaları;
Sizin için;
Her şey sizin içindir."