|
Tweet |
"Ceketimi satıp seni okutacağım…"
İSMAİL AKYILDIRIM
Çok eskiden büyüklerin sıkça kullandığı klasik laflardan birisiydi.
Eğitim için tüm zorluklara katlanacağınızın ifadesiydi bu sözler…
Sen oku, gerekir ise paltomu satarım…
Düşünebiliyor musunuz?
Büyütüp yetiştirdiğiniz evladınızın okuması…
İşe güce kavuşması kadar güzel bir şey olabilir mi?
Emeği ile okuyup bir yerlere gelenler çok eskidendi…
Köy enstitüleri, öğretmen liseleri derken ardından eğitim enstitüleri...
Ebe okulu, hemşirelik…
Öğretmen okulunu bitiren öğretmen, ebe okulunu bitiren ebe olarak tayin oluyordu.
Mühendis ve veteriner hekimin göreve atanması bir iki ay içerisinde gerçekleşiyordu…
Tıp mezunu doktor parmakla gösteriliyordu.
Satılan ceketle okutulan eserlerdi bunların hepsi…
Tahsilli kişiye önem verilir, mesleğine saygı duyulurdu.
O yıllarda ne formasyon vardı, nede KPSS...
Şimdi gelinen noktaya bakıyoruz.
Üniversiteler, her yıl binlerce mezun veriyor.
Baba, ana, ağabeyi, akraba eline bakan, yüzbinlerce üniversite mezunu gençlerimiz var.
Patates, biber satan, cep telefonu tamirciliği yapan bilgisayar ve elektrik mühendisleri…
Hele bir de uçak, uzay mühendisliği var ki, dostlar başına…
Her ile bir üniversite kuruldu…
Denildi ki, herkes memleketinde okusun.
Elbette ki okumak güzel olmalı...