|
Tweet |
FARUK OCAK "1573 SAYI DEĞİLDİR, BİR GERÇEKLİKTEN KOPUŞTUR: ENGELLİLER İÇİN 6000 ATAMA BİR LÜTUF DEĞİL, ZORUNLULUKTUR"
Kars Dolunay Derneği Engelliler Birim Başkanı Faruk Ocak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından açıklanan 1573 kişilik engelli atamasına tepki gösterdi. Faruk Ocak yapmış olduğu açıklamada, "1573 kişilik kontenjan; EKPSS’ye defalarca giren, gecesini gündüzüne katan, yüksek puanlarla hâlâ bekleyen on binlerce engelli bireyin emeğini karşılamaktan uzaktır. Bu sayı, işsizliği azaltmaz, yoksulluğu bitirmez, engelli bireyin umudunu ayakta tutmaz" diyerek şu açıklamada bulundu.
"Sayın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından açıklanan 1573 kişilik engelli ataması , ne yazık ki engelli bireylerin yaşadığı gerçek hayatla örtüşmemektedir. Bu rakam bir müjde değildir; bu rakam, yıllardır biriken bir sorunun ne kadar hafife alındığının göstergesidir.
Biz açıkça ifade ediyoruz:
1500 değil, en az 6000 engelli ataması talep ediyoruz.
Çünkü 1573 kişilik kontenjan; EKPSS’ye defalarca giren, gecesini gündüzüne katan, yüksek puanlarla hâlâ bekleyen on binlerce engelli bireyin emeğini karşılamaktan uzaktır. Bu sayı, işsizliği azaltmaz, yoksulluğu bitirmez, engelli bireyin umudunu ayakta tutmaz.
Bugün hayat pahalıdır.
Kiralar erişilemez hâle gelmiş, temel gıda maddeleri lüks sayılmaya başlanmış, ulaşım ve sağlık giderleri ciddi şekilde artmıştır. Bu şartlar herkes için zorlayıcıdır; ancak engelli bireyler için bu zorluk çok daha ağırdır . Çünkü engelli birey, işsiz kaldığında yalnızca gelir kaybetmez; bağımsız yaşam hakkını, sosyal hayata katılımını ve onurunu da kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır.
Engelli bireyler çalışmak istiyor.
Üretmek istiyor.
Kendi ayakları üzerinde durmak, kimseye muhtaç olmadan yaşamak istiyor.
Bu bir talep değil, en temel insan hakkıdır .
Anayasa’nın eşitlik ilkesi ve sosyal devlet anlayışı, engelli bireylerin istihdamını bir tercih değil, devletin asli görevi olarak tanımlar. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ise engellilerin çalışma hayatına katılımının desteklenmesini açık bir yükümlülük olarak ortaya koyar. Buna rağmen her atama döneminde rakamların düşük tutulması, engelli bireylerin sistemli biçimde görmezden gelindiğini düşündürmektedir.
Burada yalnızca kamu idaresinin değil, engelli derneklerinin de ciddi bir sorumluluğu vardır.
Yıllardır aynı isimlerle, aynı anlayışla yol alan; kamuoyu oluşturmayan, hak mücadelesi vermeyen, sessizliği tercih eden dernekler bu tablodan muaf değildir.
Eğer bir dernek:
Engelli bireyin hakkını güçlü şekilde savunmuyorsa,
İstihdam politikalarına karşı net bir duruş sergilemiyorsa,
Kamuoyunda ses getiremiyorsa,
Sadece günü kurtaran faaliyetlerle varlığını sürdürüyorsa,
orada ciddi bir sorun vardır.
Engelli bireyler gezilerle, konserlerle, birkaç günlük etkinliklerle değil; kalıcı istihdamla, güçlü sosyal politikalarla ayağa kalkar. Hak savunması yapmayan, sorumluluk almayan hiçbir yapı “engelli adına” konuşma yetkisini kendinde görmemelidir.
6000 kişilik bir atama bile tüm ihtiyacı karşılamaz.
Ama bu, doğru yönde atılmış samimi bir adım olur.
Bu, engelli bireylerin duyulduğunu, görüldüğünü ve ciddiye alındığını gösterir.
Engelli bireyler ayrıcalık istemiyor.
Sadaka istemiyor.
Lütuf beklemiyor. Engelli bireyler, alın terinin karşılığını istiyor. Bu ses bir öfke değil;
bu ses kırılan umutların, ertelenen hayatların ve görmezden gelinen emeklerin sesidir.
Bu ses yükselmeye devam edecek.
Çünkü bu mesele bir rakam meselesi değil; adalet, eşitlik ve insan onuru meselesidir."