Haklar Sessizce Budanırken
FARUK OCAK
Evde bakım aylığında mesele hiçbir zaman tek bir başlığa indirgenecek kadar basit olmadı.
Sorun ne yalnızca ÖTV istisnalı araçtı ne de bir burs ücretiydi. Bir şeylerin kaldırılmış olması,
yapılan değişikliklerin engelliler yararına olduğu anlamına gelmedi, gelmiyor.
Asıl mesele, kaldırılanların yerine neyin konulduğudur.
Yeni gelen şartların kimin hayatını kolaylaştırdığı, kimin yaşamını daha da zorlaştırdığıdır.
Biraz da buradan konuşmak gerekiyor.
Biraz da kapatılan pencereleri açıp olan bitene,
engellilerin ve ailelerinin gözünden bakmak gerekiyor.
Güzellemeleri bir kenara bırakmanın zamanı çoktan geldi
Zaten uzun süredir engellilerin aleyhine işleyen bir yönetmeliğin,
yapılan değişikliklerle hangi noktaya savrulduğunu görmek zorundayız.
Tevzi belgesinin kaldırılması bile “bürokrasi azalıyor” diyerek alkışlanıyorsa,
burada durup düşünmek gerekir. Sorun evrak sayısı değildir.
Sorun, ağırlaşan kriterlerdir. Sorun, daraltılan muhtaçlık tanımıdır.
Sorun, bakım yükünün sessizce ailelerin omuzlarına bırakılmasıdır.
Tam da bu noktada, sahada olması gereken yapıların sessizliği daha da can yakıcı hâle geliyor.
Dernekler, vakıflar, sözde sivil toplum örgütleri…
Çoğu, hak savunmak yerine vitrin süsü olmayı tercih ediyor.
Protokol fotoğraflarında varlar, açılışlarda varlar; ama yönetmelikler değişirken,
haklar törpülenirken ortada yoklar. Gerçek anlamda itiraz eden,
rapor hazırlayan, kamuoyu oluşturan kaç yapı kaldı? Ne yazık ki çok az.
Daha acı olan ise engellilerin de bu süreçte sessizliğe itilmesi. “Aman elimizdekinden de olmayalım” korkusu, hak arama refleksinin önüne geçiyor. Oysa sessizlik, hiçbir zaman hak kazandırmadı. Sessizlik, sadece kayıpları görünmez kıldı.
Engellilik bir muhtaçlık hâli değil; toplumsal eşitlik meselesidir.
Engelliler yardım alan nesneler değil, hak sahibi bireylerdir.
Çalışan, üreten, spor yapan, yazan, düşünen ve bu topluma değer katan yurttaşlardır.
Sosyal destekler bir lütuf değil, bağımsız yaşamın temel araçlarıdır.
Bu araçlar zayıflatıldığında, sadece rakamlar değişmez; hayatlar daralır.
Engelli haklarını savunmak, süslü cümleler kurmakla olmaz.
Sahici olmak gerekir. Gerçekçi olmak gerekir.
Yönetmelik maddelerine değil, insanların sofrasına, evine, umutlarına bakmak gerekir
Engelliler adına konuşan herkesin, önce engellilere kulak vermesi gerekir.
Artık manzaraya dalıp gitme lüksümüz yok.
Haklar sessizce budanırken, susan herkes bu kaybın ortağı olur.