gereksinimi olan her ne var ise…
***
Gelelim üreten ve tüketen sınıfa…
Ülkemizin vazgeçilmezi olan çiftçisi.
Tarım ve ziraatla uğraşan insanların ürünlerinin tam anlamıyla
para etmemesinin nedenleri ise, halkın eşit ücret alamayıp,
alım gücünün düşmesinden kaynaklanan gerçeklerdir.
Üretici ve tüketici arasında hiçbir fark yoktur.
Birisi ihtiyacı olanı alamıyor, diğeri ise elindekini satamıyor…
Hiç kimseye marjinal faydası olmayan bir işleyiş.
Gayri Safi Milli Hasıladan gerçek anlamda pay alamayan,
alamadığı için de üretici ve tüketici arzuladığı
istikrarı bundan dolayı yakalayamıyor.
Manzara böyle…
***
Şimdi, gelelim ekonomik olarak kalkınma konusuna:
Bu aşamalardan sonra yatırımlara geçildiğinde,
Gayri safi milli hasıladaki artış kadar yatırım yapmak,
Ekonomik kalkınmayı hızlandırarak
yüksek seviyelere çekmek için ise,
Üç sınıf vardır…
Bunlar; idareci, müteşebbis ve bilim adamıdır.
İdarecilerin bazı engelleri ortadan kaldırması,
topu müteşebbislere atması anlamına gelir.
Müteşebbislerin yatırımlar yaparak
ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmaları,
bu kalkınmaya fikirleriyle ışık tutarak
yol gösterecek bilim adamları,
bu kalkınmanın devamlı olmasını
mutlak suretle sağlar ve uygular...
Bu kaçınılmaz bir programdır.
Ezcümle;
"Halkı yaşat ki, devlette yaşasın!"
Bu slogan ülkenin gelişmesi için çok ama çok önemlidir.