|
Tweet |
KURUŞU KURUŞUNA...
İSMAİL AKYILDIRIM
Sivas'ta Atatürk'ün emrinde çalışan Hacı Derviş anlatıyor:
Atatürk Sivas'a gelince İttihat ve Terakki Cemiyeti reisini çağırmış.
'Bana hizmet edecek bir adam bul' demiş.
Reis beni uygun görmüş. Çağırdılar.
Liseye geldim.
Paşa, müdür odasında çalışıyormuş.
Kapıyı vurdum.
Resim gönderdiğini söyledim. Uzun uzun bana baktı.
'Benimle çalışır mısın?' Diye sordu.
Bir hafta mühlet istedim.
Bunun üzerine 'Memleketin bir hafta düşünmeye vakti yok, yarın kararını bildir' dedi.
Odadan çıktım.
Allah inandırsın adeta büyülenmiştim.
Geriye döndüm.
Kapıyı vurmadan açtım.
'Kabul paşam' cevabını verdim.
Atatürk memnun olmuş, ben de mahcubiyetten kurtulmuştum.
Atatürk, pantolonunun cebinden örme bir para kesesi çıkardı.
Bütün paraları önündeki masanın üstüne döktü.
'Al bunları çarşıya git bana çok büyük bir hesap defteri al gel' dedi.
Ben acele çarşıya gittim.
Dükkan dükkan dolaştım,
Sonunda Balkan Harbi'nde bir manifaturacının
İstanbul'dan getirip kullanamadığı defteri alıp liseye döndüm.
Gazi, 'Yarından itibaren bütün masrafları kuruşu kuruşuna deftere yaz' emrini verdi.
Heyecanım geçmişti. 'Paşam, bu hengamede senden kim hesap sorabilir?' Deyince;
'Çocuk bir gün gelir millet benden de, başkasından da tek tek hesap sorar' şeklinde konuştu.
Gazi sivas'tan ayrılırken defteri de ona teslim ettim.
Kaynak: Şükrü Elçin, Erdem Dergisi, cilt 4, sayı 12, s: 879