Hakîkati söyleyenin dostu azdır!
İSMAİL AKYILDIRIM
Günün pazar olmasıyla birlikte günlük ve rutin okumam gereken yazılara şöyle bir göz attım.
Çeşitli denemeler okudum, anekdotlara göz ucuyla bir bir baktım.
Neler varmış neler...
Üyesi olduğum gruplara daldım gittim...
Ardından hoşuma giden güzel ve anlam dolu bir yazıyla karşılaştım.
Hakikat veya gerçek...
Bu sözcük anadolu basınında çalıştığım yıllarda, sıkça kullandığım bir ifade biçimiydi.
Düşünebiliyor musunuz, gerçekçi olmak! Gerçeği yazmak, çizmek gibi...
Fazla uzatmadan,
benim için serzeniş,
sizler için kısa mesajlar içeren anekdot da diyebilirsiniz
Hakikat...
O halde alıntı yazımızı okumaya başlayalım...
****
Hakikât satan, pazarda tezgâh açmaz!
Hem hakîkat satılmaz, dağıtılır!
Ne demiş ehli irfan: Yalan gürültü çıkarır, hakîkat ise dâimâ sessizdir!
Unutma, her şeyin müşterisi kendi kalitesine göredir!
Hakîkatin yırtınmaya ihtiyacı yoktur!
Pazarcı bağırır, sarrafın bağırdığı nerede görülmüş? Ki hakîkatin sesi sükûtta gizlidir!
Ama onu duyar sağırlar işitemez! Doğrulardan ayrılıp doğruluktan şaşma!
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış! Bunu, gözü köyde olanlar düşünsün!
Hakîkati söyleyenin dostu azdır!
Çünkü o, ne insanların keyfine göre konuşur ne de nabza göre şerbet verir!
Ne demiş şair: İkna edilmişlerle yola çıkılmaz! Yola, inanmışlarla çıkılır!
Demem o ki, kimseyi ikna etmeye çalışma!
Bugün senin ikna ettiklerini yarın başkaları ikna edebilir!
Başkasına ihanet eden, er geç sana da ihanet eder!
Her ikna edilmişin bir fiyatı vardır ama inanmışı kimse satın alamaz!
Yolunuza nimetleri için değil, külfetlerine rağmen talip olanlarla yola çıkın!