Kağıt Üstünde Mükemmel, Sokakta Eksik
FARUK OCAK
Erişilebilirliğin Gerçek Sınavı Engelli bireyler, çoğu zaman kendi engellerinden çok erişilemeyen şehirlerle mücadele ediyor. Bu durum artık yalnızca bir sosyal sorun değil; günümüz şartlarında açık bir hak ihlalidir. Çünkü erişemeyen birey, eğitimden işe, sosyal yaşamdan kamusal hizmetlere kadar hayatın her alanında geri bırakılır. Oysa eşitlik, yalnızca kanun metinlerinde değil, kaldırımlarda ve sokaklarda hayat bulur.
Bugün televizyon programlarında, resmi toplantılarda ve proje sunumlarında şehirler kusursuz gösteriliyor. Sunumlarda erişilebilir kaldırımlar, modern üst geçitler, engelsiz toplu taşıma sistemleri anlatılıyor. Kağıt üzerinde her şey planlı, düzenli ve mükemmel görünüyor. Ancak sahaya inildiğinde tablo çoğu zaman farklıdır. Çünkü projeleri çizenler çoğu zaman teoriyi bilir; ama o yolları her gün yürüyenler gerçeği yaşar.
Engelli bireyler, hayatın tam ortasında oldukları için sorunları ilk andan itibaren tespit eder. Kaldırımın eğiminin yanlış olduğunu, rampanın standart dışı yapıldığını, kılavuz çizginin direğe çarptığını, sesli sinyalizasyonun çalışmadığını en hızlı onlar fark eder. Çünkü bu eksiklikler, bir başkası için küçük bir detayken, engelli birey için doğrudan bağımsızlık meselesidir. Bu yüzden sahada yaşayanların sesi, masa başında çizilen planlardan daha gerçekçidir.
Olumsuz örnekler ne yazık ki hâlâ çok yaygın. Yeni yapılmış bir üst geçit düşünün; asansör var ama haftalarca çalışmıyor. Kaldırım yapılmış ama rampanın eğimi o kadar dik ki tekerlekli sandalye ile çıkmak mümkün değil. Görme engelliler için döşenen kılavuz yol, tam ortasında park edilmiş bir araçla kesiliyor. Kamu binasında erişilebilir giriş var ama kapı sürekli kilitli tutuluyor. Kağıt üzerinde tamamlanan projeler, sahada işlevini yitiriyor.
Bunun karşısında olumlu örnekler de umut veriyor. Bazı şehirlerde sesli sinyalizasyon sistemleri düzenli bakım görüyor, toplu taşıma araçlarında durak anonsları net şekilde yapılıyor, yeni yapılan kamu binalarında erişilebilirlik standartları eksiksiz uygulanıyor. Görme engelliler için kabartmalı yönlendirmeler, tekerlekli sandalye kullanıcıları için uygun eğimde rampalar, işitme engelliler için görsel bilgilendirme ekranları… Bu uygulamalar, doğru planlama ile erişilebilirliğin mümkün olduğunu açıkça gösteriyor.
Sorun yalnızca fiziksel eksiklik değildir. Asıl mesele, erişilebilirliğin çoğu zaman bir formalite olarak görülmesidir. Projeler hazırlanırken “engelsiz” ibaresi eklenir, raporlar hazırlanır, açılışlar yapılır. Ancak sürdürülebilirlik unutulur. Oysa erişilebilirlik, bir defa yapılan bir düzenleme değil; sürekli denetim, bakım ve geri bildirim gerektiren bir süreçtir. Bu noktada sahadan gelen geri bildirimler hayati öneme sahiptir.
Engellilik meselesi sağlık, rehabilitasyon veya sosyal destek başlıklarıyla sınırlı değildir. Hayat bir bütündür. Eğitim hakkı vardır ama okul yolu erişilebilir değildir. İş imkânı vardır ama ulaşım uygun değildir. Sosyal etkinlik vardır ama mekân erişilebilir değildir. Bu kopukluk, engelli bireyi kağıt üstünde var olan haklara rağmen gerçek hayatta dışarıda bırakır.
Erişilebilirlik yalnızca engelli bireyler için de değildir. Bebek arabası süren bir anne, yaşlı bir vatandaş, yük taşıyan bir çalışan, geçici sakatlığı olan bir birey… Herkes erişilebilir şehirlerden faydalanır. Bu nedenle erişilebilirlik bir ayrıcalık değil, toplumsal yaşamın temel standardıdır.
Gerçek medeniyet, sunumlarda değil; sokakta kendini gösterir. Eğer bir görme engelli birey beyaz bastonuyla güvenle yürüyebiliyorsa, bir tekerlekli sandalye kullanıcısı tek başına toplu taşımaya binebiliyorsa, bir işitme engelli birey bilgiye eşit ulaşabiliyorsa, o şehir gerçekten erişilebilirdir. Aksi halde kağıt üstünde mükemmel olan projeler, hayatın gerçekleri karşısında eksik kalır.
Unutulmamalıdır ki sahada yaşayanlar, sorunları en iyi bilenlerdir. Engelli bireylerin deneyimleri dikkate alınmadan yapılan her plan, eksik kalmaya mahkûmdur. Çünkü erişilebilirlik masa başında değil, hayatın içinde test edilir. Ve hayat, hiçbir zaman yalnızca kağıt üstünde yaşanmaz.