İPSİZ DEVE...
İSMAİL AKYILDIRIM
Toplum olarak alıştırıldık.
Yoklukla sınandık,
Açlıkla sınandık,
İşsizlikle sınandık...
Papağan gibi ezberledik;
Fakirliği, yoksulluğu sınav zannettik!
Hayatımızın en anlamlı en şatafatlı yıllarını zenginlerin, siyasilerin ellerine verdik.
Otur dediler oturduk, kalk dediler kalktık.
Hak aramak, hukuktan bahsetmek, geçim zor demek,
açlığı, sefaleti gündeme getirmek onlar için nafile şeylerdi...
***
Elde yok, avuçta yok...
Dar gelirliler, dayana bilecekler miydi bu kadar çok olan yokluk karşısında?
Azıcık tel şehriye çorbası, yanında sulu sulu nohutun hayali vardı akıllarında...
Dizlerde takat, ellerde derman kalmadı vesselam!
Gün ola harman ola demiş eskiler;
Amma velakin gün aymıyor bu kadar yokluk ve pahalılık karşısında!
***
İpsiz deve hikayesini mutlaka duymuşsunuzdur.
Duyup okumamış iseniz,
aklınızın bir köşesinde kalması tavsiyesi ile noktalamak istiyorum....
***
Güneş batmak üzereydi ve kervan geceyi çölde geçirmek için hazırlandı.
Develerin başındaki çocuk rehbere yaklaşıp:
"Efendim bir sorunumuz var" dedi.
Toplam 20 deve var ama benim sadece 19 tane ipim var.
Rehber, genç adamı rahatlatmak istedi:
Merak etmeyin, develer pek akıllı değildir.
Serbest olana yaklaşın ve onu "bağlıyormuş" gibi yapın.
Sanki boynuna ve bacaklarına gerçekten bir ip geçirmişsiniz gibi ve orada sabit kalacağını göreceksiniz.
Çocuk, onun tavsiyesine uydu ve ertesi sabah kervan tekrar yola çıktığında,
develerin hepsi tek sıra halinde ilerlemeye başladı, biri hariç...
Çocuk: "Efendim, bu sabah yürümek istemeyen hayvanlardan biri var. "
Rehber sordu: "İpsiz kalan mı?"
Devam et ve "çözüyormuş" gibi yap, yoksa hala "bağlı olduğunu" düşünecek.
Rehber, bu yüzden yürümek istemediğini açıkladı.
Hemen ardından deve, çözüldüğüne inanarak yürümeye başladı...